Bu sözleşme tam iki taraf hak ve borç yükleyen(sinallagmatik) bir sözleşmedir.
Yani her iki tarafın hakları olduğu gibi, borçları da bulunur. Tarafların hakları ve borçları yapılan Arsa Payı Kat Yapım sözleşmesi ile belirlenmiştir. Uygulamada standart sözleşme içeriğinde genel hususlar yazılıdır. Ancak Müteahhit de sözleşmeyi yapan da, özellikle arsa sahibi, bir avukat ücreti ödememek için bu sözleşmeyi avukatsız yapınca can alıcı hususlar sözleşme de yer almadığı için çok ağır bedeller ödemek zorunda kalmaktadır. Zira en nihayetinde bu akit, taraflar arasındaki geçerli kanun gibidir. Uygulamada müteeahhit çok tecrübeli olduğu için arsa sahiplerini çok rahat manipülatif eylemler ile sözleşmeyi istediği şekilde dayatmaktadır. Böylece hem akit yapılırken hem de ileride doğabilecek hukuki engeller bağlamında kendisine güvenlik kalesi yapmaktadır. Bu karşın arsa sahibi/sahipleri, de aynı şekilde hukuki güvenlik kalesinde olduğunu zanneder, Ancak gerçekte bir bedevi çadırındadır. Hukuki bir fırtanada bunu anlıyacaktır. Ama iş işten genelde geçmiş oluyor.
Bu sözleşeme, TMK md. 706 gereğince resmi bir sözleşme olarak sadece Noterde yapılmak zorundadır. bazen çok saf ve da uyanık müteahhitler bu sözleşmeye masraf yapmamak içi adi yazılı bir sözleşme ile geçiştirmekte ama arsa üzerindeki alacağı hisseleri kart irtifakı kurulur kurulmaz veya daha önceden üzerine almaktadır. bu daha vahim sonuçlara mahal vermektedir. Zira müteahhitten daire alan kişi artık kişisel haka değil tapuya güven ilkesine binaen aldığı için MK. md. 1023 ün düzenlediği üçüncü kişinin iyi niyetinin korunacağı durumu, arsa sahibinin saflığı yüzünden söz konusu olacaktır.
Madde 706 – Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.
Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tabidir.
Bu akit, sadece ve sadece 2 şekilde fesh edilebilir. Bunlardan 1. cisi tarafların tarafların netere birlikte gidip feshetmesi, 2.si ise Mahkeme yoluyladır. Uygulamda 1. şık pek gerçekleşmez. Zira AP.K. Sözeşlemsini yapan müteahhit, gelecekte yapacağı iş programına yağacağı inşaatı alıyor ve uygun gördüğü zamanda yapmaya başlıyoru. Diğer projeler bittikten sonra ancak başlıyor. Buna da sözleşme mahal veriyor. Çünkü garimenkul uzmanı bir avukatla yapılmayan akitlerde genelde inşaata başlama süresi ruhsat alınma tarihinden itibaren başlar. İyi de Müteahiit ruhsat başvurusunu geciktirirse veya ruhsatı bilinçli olarak geçiktirici şekilde eksiklikler ile belediyeye başvurursa ne olur? Olacak şudur : Ruhsat almak aylar ve hatta yıllar alır. Uygulamada kar marjını yüksek gören müteahitler, böylece rakip müteahite göz koydukları arsanın gitmesine böylece engel oluyorlar. Çok mecbur kalıp da sözleşmeyi fesh etmek için de çoğu zaman cezai şart olduğu için arsa sahipleri bu cezai şart ve sözleşme için yapılan tüm masrafları ödemek zorunda kalmaktadır. Hatta maddi durumları buna yetmediği için tam bir kurbanlık koyun gibi müteahitin insafına kalmaktadırlar.
Taraflar kendi iradeleri ile sözleşmeyi fesh etmediği zaman mecburen arsa sahibi mahkemye başvurmak zorundadır.
Bu akitin tarafları taricirse o zaman görevli mahkeme asliye Ticaret mahkemesidir. Ama genelde arsa sahipleri tacir olmadığı için bu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk mahkemesidir. Ancak unutulmamaldır ki duruma göre bu tür davalarda, Tüketici mahkemesi de görevli olmaktadır.
Bu davada görevli mahkeme, basit veya yazılı yargılama usulu bağlamında büyük önem arz etmektedir. Zira Hmk. 141 de öngrülen iddia ve savunmanın değiştirilmesinden başlayan bir dizi önemli farklılıklar arz edecektir. Bu davanın kazanılmasında büyük önem arz etmekteidr. Zira kadim hukuk kuraldır ki: USULE HAKİM OLMAYAN ESAS MAHKÜM OLUR.
Maddi olay bağlamıda bu tür davalar TBK. Md. 470 ve devamında düzenlenen Eser sözleşmesi kapsamında girmektedir. Ancak Bu sözleşme aynı zamanda Satış vaadi sözelşemesini de içermektedir. Yani TBK md. 237 ile birlikte değerlendirilmelidir. Burada esas olarak bakılması gereken sadece Eser sözleşmesi mi yoksa Eser sözleşmesini de kapsayan Satış vaadi sözleşmesi mi? Şayet 2.ci husus ise zaten Arsa payı kat yapım sözleşmesi olup bu temelde dava ve talepler netleştirilmelidir.
MADDE 237 – Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Bu dava açılırken dikkat edilmesi gereken temel hususlardan biri de talep edilen feshin geri dönük mü yoksa ileriye dönük mü olacağıdır. Yani sözleşmeden dönme mi yoksa fesih mi? olduğu noktasıdır. Bunun çok profesyonelce değerlendirlmesi ve ne isteniyorsa ona karar verilmeldir. Zira sözleşmeden geriye dönme şartları ve ileriye dönük fesihin şartları farklıdır. Neticesi itirabiyle her ikisi de yenilik doğuran bir dava olacağı ve bu yenilik doğuran hakta müvekkil hangisini istiyor hangisini alınca tatmin olacak onu çok net bir şekilde belirlemek elzemdir. A- sözleşmeen dönme talep edilyorsa : 1.Şart: Yapılan inşaatın en %90 nı geçmemesi gerekir. Şayet geçmişse Yargıtay bu durumda sözleşmeyi geriye dönük feshetmeyi Dürüstlük kuralına aykırı bulmaktadır. Onun için şayet inşaat bu oranı geçmemişse bu talepli dava yoluna gidilmemelidir. Ama %90 lık oranın altında yapılan inşaatın yapıldığı ve davalı müteahittin temerrüdü kesinse o zaman sözleşme geriye doğru fesh edilir. Arsa sahibi vermiş olduğu tüm tapuları veya hisseleri geri alır. buna mükabil müteahhit de yaptığı işin sadece masraflarını ve yaptığı binanın maliyetini, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükmlere binaen talep edebilir. 2. şart: Müteahidin temmerrüde düşmesi halidir. Bunun için ihtara gerek yoktur. Çünkü sözleşmede de genel olarak inşaatın ne zaman teslimi, gerektiği yazılıdır ve bu kesin vadedir, esin vade de ihtara gerek yoktur. Ama uygulamada müteahhitin işi geçiktirmesinde bazen ondan kaynaklanmayan sebeplerden olabilir. Onun için TMK md. 123 göre arsa sahibi(leri)nin ihtar çekmesi ve müteahhite inşaatı tamamlaması için uygun mehil vermesi gerekir. ancak bazen mehil verilmesinin gereği ve anlamı yoksa da bu ihtara da gerek yoktur. Zira pratikte müteahhit 24 ayda tamamlamayan vaad etiği inşaatı 1 yıl geç çemesine rağmen başlamamışsa zaten geri kalan 12 ayda tamamlıyamaz. Kaldı ki atalarımız dedği gibi:“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” yani iş bu kadar geçiktiren mütahitten hayır beklemek saflık olur. 3. şart ise : müteeahitih kusurundan kaynaklı olarak geç inşaata başlanmalı ya da geç bitecek olmasıdır. Bu durum genelde biraz sermaye ile ve arsa sahibinden alınan hisselerin satışından elde edilen para ile inşaat yapma halinde yetersiz sermayenin ve alına hisselerin beklenen fiyata satılmaması ve de maliyet artışlarının iyi hesaplanmamasına bağlı olarak inşaat durmakta veya durma noktasına gelmektedir. Bu durumdan yani müteahhitin kusurundan emin olmadan dava açılmamalıdır. Aski halde hem müvekkil gereksiz masrafa girer hem de müvekkil ve çevresini kaybedersiniz, hususunu özellikle genç meslektaşların dikkatine sunuyoruz. MÜTEAHHİT YAPMAYI ÜSTELENDİĞİ BİNANIN TAM ANLAMI İLE KUSURLU İSE: Yani giderilemeyecek düzeyde ayıplı ise ve bina asla ve kat’a iskan alamayacaksa ne yapılmaldır. : İvedilikle tedbirli olarak müteeahite karşı Arsa payı kat yapım sözleşemsinin feshi ile verilmiş olan tapu hisselerinin iptali ile tekrar arsa sahibi adına tescili talep edilmelidir. Bu davaya, çok iyi ve titizlikle çalışması halinde bu dava sonucunda tüm tapu hisseleri sözleşmeden önceki şekli ile arsa sahibine dönecektir. Ama hisseler dönse bile arsa sahibinin avukatsız ve yanlış müteahit seçimi yüzünden tüm sorunları bu dava sonunda dahi tam anlamı ile bitmez. Şöyle ki: Uygulamda müteahhit kat irtifakını kurar kurmaz inşaatın kaba halinn başlangıcından itibaren kat irtifaklı tapu ile daire satmaya başlamaktadır. İnşaatı tamamlayacağı öngörüsünde bulunan kirada oturan ve müteahhiten daire satın alana kişiler , inşaata natamam haline rağmen taşınmaktadır. Dolayısıyla bu kez de arsa sahibinin davayı kazandığı ilamı temel alarak 2. bir dava aması gerekir o da Müdahalenin Men’idir. Tabi bu davaya Ecri misil tazminatı da dahil edilebilinir. Bu dava da temel kural şudur. : “Müteahhit hak etmediği hisseleri, başkasına satamaz.” Müteahhit üstlendiği sözleşmenin gereğini yerine getirmesi haliden ondan daire satın alan kişiler onun haklarına Halef olur. Ama müteahhit üzerine düşeni yapmaz ise adına alıdğı tüm taşınmazlar/hisseler yolsuz tescil pozisyonundadır. Bu durum açıkça 4721 sayılı kanunun 1024. maddesine düzenlenmiştir. Yani bağlayıcılığı kalmayan veya geçerliliği olmayan bir akite binaen alınan taşınmazlar yolsuz tescil halindedir. Bu kişlerin aynı kanun 1023 md. sinde düzenlene iyi niyetli 3. kişi olma halinden yararlanma ihtiamali yoktur. Çünkü müteahiten daire satın alan yani yapımı henüz başlanmamış veya devam eden kişi tüm riskleri biliyor veya bilebilecek konumdadır. Yargıtayın da içtihatları mustakar bir şekilde bu yönlüdür. Madde 1024 – Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir. Ez cümle bu tür sözleşmelerin hazırlık aşamasından, davalı olunması halinde davanın başından sonuna kadar, hukuki ve uygulama tecrübesi olan tecrübeli bir avukattan tam anlamı ile yardım almak mağdurun daha daha fazla ağlamasına engel olacaktır. Buna karşın müteahhitin kötü niyetini mükafata çevirmesine, bu minvalde nüveyi kendinde taşıyan müteahhitlerin de kötülük yapmak üzere harekete geçmesine engel olacaktır. Böylece hukukun üstün amacı olan adalet ve hakkaniyet korunmuş olacaktır. Böylece Erdemli İnsan yetiştirme bağlamdında Ahlaki görev de icra edilmiş olacaktır.
Benzer Yazılar
Satılan Dairenin Eksik Metrekare Tespit ve Bundan Mütevlit Tazminat Davası
Bu tür davalar gayrimenkulun aynından doğan davalar olmasından dolayı HMK md. 12 gereğince kesin yetkili…
Tapunun Haksız Ele Geçirilmesi Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası
Tapu, birçok sebepten haksız bir şekilde birilerinin eline geçebilir. Bu davamızdaki temel konu ; Ehliyetsiz…
Ayni Hakka Dayalı Tazminat Davası
Ayni hakka dayalı tazminat davası oldukça kapsamlı bir gayrimenkul bölümüdür. Zira tapu tescil davalarından sınırlı…
Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesine Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davası
Bu sözleşme taraflar arasında tam bir sinalagmatik bir sözleşmedir. Yani her iki tarafa da haklar…